Nadya Karayan Söyleşi

Meziki Köşkü 2 Sahibi Karayan Ailesinin Fransada Yaşayan En Yaşlı Üyesi

9.10.2012’de Fransa’da yaşayan Nadya Karayan, torunları, damadı ve kızı Lusi Karayan-Tapon çok uzun zaman sonra tekrar Meziki Köşküne gelmiş ve 2 gün konuğumuz olmuştur. Kendisini tanımış olmak ve anılarını dinlemiş olmak bizleri çok mutlu etmiştir.

Sofi (Şahbaz) ve Maseh Masehyan, manifatura işiyle uğraşan bir aileye mensuptur; aile Manchester’dan İstanbul’a gelir. Sofi, tuğla yapımıyla uğraşan ve Haliç kıyısında geniş arazileri olan Yahya Şahbaz ile evlenir. Yahya ve Sofi’nin kızları Lüsi ise Karayan ailesine gelin olur. Karayan ailesinin yazlık köşkü Büyükada’dadır; Meziki köşkünün karşı çaprazındaki beyaz bina yeniden yapılıp ikiye ayrılmadan önce kalabalık Karayan ailesini ve hizmetlilerini barındırır. Lüsi Karayan, babasının ölümünden sonra annesi için ayrı bir ev açmaya karar verir. Çaprazlarındaki Meziki köşkü bu fikir üzerine alınır. Ailede anlatılana göre Haliç’teki konağından sonra Sofi Şahbaz Meziki köşkü için “Aman ne ufak yer, bütün duvarlar üstüme geliyor!” demiştir! Köşke adını veren Mezikiler bu evde pek fazla oturma şansı bulamamışlardır: Evin yapımından kısa bir süre sonra baba Meziki ölür, ve kumara düşkün olduğu rivayet edilen iki oğlu evi satarlar. Sofi Şahbaz ortada kalan anne Meziki’nin bugün yerinde olmayan müştemilatta kalmasına izin verir. Bu müştemilat, evin Çukurçoban sokağına açılan bahçesinde yer alırmış ve arabacıları ailesiyle burada yaşarmış.

Lüsi Karayan’ın üç çocuğu olur: Adrine, Sirarpi ve Vahe. Meziki köşkü hakkında sohbet ettiğimiz Nadya Karayan, 1949 yılında Vahe ile evlenir ve köşkün satıldığı 1989 yılına kadar tüm yazlarını burada geçirir.

Aslında sadece yazları kullanılmak üzere satın alınmış olan bu köşkte, 1920’lerden 1940’a kadar Lüsi Karayan ve çocukları kış boyunca da otururlar: Üsküdar’da yaşayan Lüsi, çıkan bir yangının ardından ailesiyle Büyükada’daki annesinin evine yerleşir.

Aile yazları hep beraberdir: Sofi Şahbaz’ın ölümünden sonra ailenin en büyüğü olan Lüsi Karayan birinci katta sağ ön cephedeki odada kalır, Nadya ve Vahe ise soldaki odada. Çocuklar iki odanın ortasındaki holde yatarlar. Arka cepheye bakan odalar misafirler içindir. İkinci katta Sirarpi ile eşi, Adrine ile eşi Dr. Oskar ve çocukları kalır. Çatı katında hizmetlilerin odaları vardır ve çamaşırlar (kötü havalarda) oraya asılır. Her odada birer soba bulunur.

Girişte soldaki oda salon, sağdaki oda yemek odası olarak kullanılır. Nadya Karayan’ın ve kızı Lusi Karayan-Tapon’un anlattığına göre kalabalık aile buradaki yemek masasında keyifli zamanlar geçirmiştir. Keyifsiz olansa arka bahçeye bakan hamamdır! Halihazırda çamaşırlık olarak kullanılan bu hamamdaki mermer tezgah aynen duruyor. Şahbaz tuğlalarıyla yapılmış olan büyük ocak ise şu an yok. Haftada bir gelen çamaşırcı, evin çocukları için pek bir azaptır çünkü çamaşır için kaynatılan suyla çocukların banyosu da aradan çıkarılıverir! Nadya Karayan o günleri kahkahalarla anımsıyor! Kızı Lusi içinse uzunca bir süre kullanılmadığı için kilitli kalan ikinci kattaki eski elbiseleri giyip eski eşyalarla evcilik oynamaları keyifle anımsadığı anılardan.

Sofi Şahbaz’ın zamanında evde kalabalık bir hizmetli grubu çalışır. Bütün odalarda zil sistemi vardır: yukarıdan zile basıldığında aşağıdaki servis penceresindeki düzenekte oda numaraları düşer, hizmetli hangi odadan çağırıldığını bilir ona göre çıkar yukarı. Sonraları hizmetlilere birer ikişer yol verilir.

Nadya Karayan 1989’da evi içindeki tüm eşyasıyla birlikte satar. Ancak birinci katın ana holündeki masif konsol ve girişin sağındaki odada bulunan pirinç yatak, Karayan ailesinin evdeki varlığının temsilcilerindendir.

Röpörtaj:Zeynep Ceylanlı Bahçeşehir Üniversitesi